Lütfen aylık banner reklam vermek için tuncay_tt@hotmail.com adresine mail atınız

İsm-i Meful

ForumYokYok/İsm-i Meful => İsmul Meful  اِسْمُ المَفْعُولِ   Fiilden türeyip de yapılan işten etkilenen kişi veya nesneyi gösteren kelimeye İsmul Meful

Gönderen Konu: İsm-i Meful  (Okunma sayısı 1164 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı YaSKo 93

  • Genel Yetkili
  • Kaymakam
  • *****
  • İleti: 1079
  • Rep: 44
  • Cinsiyet: Bay
  • Çergesinde musandıra ne arar.
    • Profili Görüntüle
İsm-i Meful
« : Haziran 12, 2013, 03:50:57 ÖÖ »
İsmul Meful  اِسْمُ المَفْعُولِ
 
Fiilden türeyip de yapılan işten etkilenen kişi veya nesneyi gösteren kelimeye İsmul Meful اِسْمُ المَفْعُولِ denir. Türkçedeki edilgen sıfat-fiil karşılığıdır.
İsmul Meful, sulasi (üçlü) fiilden مَفْعُولٌ vezninde türer.
 
Örnekler:
 
كَتَبَ yazdı - مَكْتُوبٌ yazılmış
 
كَسَرَ kırdı -  مَكْسُورٌ kırılmış, kırık
 
رَبَطَ bağladı -  مَرْبُوطٌ bağlanmış, bağlı
 
عَلِمَ bildi - مَعْلُومٌ bilinen, belli
 
 
Diğer fiillerin ismul mefulleri ise, meçhul muzari fiillerinden yapılır.
Meçhul muzariden, muzarilik harfi atılır, yerine mazmum (ötreli) bir م harfi getirilerek İsmul Meful yapılır.
 
Örnekler:
 
اُرْسِلَ gönderildi - يُرْسَلُ gönderilir -  مُرْسَلٌ gönderilen
 
كُذِّبَ yalanladı - يُكَذِّبُ yalanlanır - مُكَذِّبٌ yalanlanan
 
اُكْتُسِبَ kazanıldı - يُكْتَسَبُ kazanılır - مُكْتَسَبٌ kazanılmış
 
دُحْرِجَ yuvarlandı - يُدَحْرَجُ yuvarlanır - مُدَحْرَجٌ yuvarlanmış
 
تُقُلْقِلَ kıpırdatılır - يُتَقَلْقَلُ kıpırdatılır - مُتَقَلْقَلٌ kıpırdatılan
 
 
Uyarı 1:
Sulasi (üçlü) fiil lazım ise, o fiilin İsmul Mefulu olmaz.
 
Uyarı 2:
Aşağıdaki bablardan İsmul Meful olmaz.
اِفْعِيلاَلٌ  -  اِفْعِلاَلٌ  -  اِنْفِعَالٌ
 
Uyarı 3:
İsmul Meful de bazan isim olarak kullanılır.
Örnek:
 
مَعْرُوفٌ: bilinen, iyilik
 
مَجْذُوبٌ: deli

•İsmi Fâil ve Sıfat-ı Müşebbehe, lafzî kıyasi âmil olarak amel eder. 
İsm-i Mef'ul : وَذَاكَ مَنْصُورٌ  Yardım edilmiş, yardım olunmuş ( Sen de; zahiren meçhulsun, batınen ise seyircisin) : İsmi mef'ulün durumu, NASB ameli yapmak hususunda ve amel etmesinde zikredilen şartlar hususunda ismi fâilin durumu ve hâli gibidir.

•Hadesin vâki olduğu zata delâlet etmek için, meçhul bir fiili muzariden türetilen isme, İsm-i Mefûl denir. Şöyle de tarif edilir: (1) Sülasi mücerred fiilden alınan, yapılan işten etkilenen kişi veya nesneyi gösteren kelimeye ism-i mef’ul denir.  Lâzım fiillerin ism-i mef’ulu olmaz. (2) İsmi mef'ul, fiil kendisi üzerine vâki olduğu bir kişi için vaz edilmiş olduğu halde, fiilden (hadesten) türetilen bir isimdir.

•İsm-i mef’ul, meçhul mânasındadır ve kendisinden türetildiği meçhul fiilin amelini yapan bir lafzî kıyasi âmildir. Bu ifadenin bir anlamı da: İsmi meful,  nâibi fâili REF eder fakat, mefulün bihi NASB etmez demektir. Çünkü; İsmi meful, nâibi fâili ile bir cümle olmayan mükerreb bir lafızdır, lafzen merfudur ve mübtedanın haberidir. Şöyle de söylenebilir; nâibi fâili bulunmayan meful,  lafzî kıyasi âmil görevini yapamaz.

•Sülasi mücerred fiillerin KIYASİ_ ism-i mef’ulu, (A) Sülasi mücerred den ise ( مَفْعُولٌ ) veznindedir.  Fiil-i mazinin malumunun; (a) evveline meftuf bir “mim” getirilir, (b) fael fiili cezimlenir, (c) aynel fiili çeken “ism-i mef’ul vav’ı getirilir ve (d) isim alameti olarak, lamel fiili tenvin’lenir. Şayet, ismin evvelinde “lamı tarif” konulmuş ise, tenvin yerine “ötre” gelir. (B) Sülasi mücerredin gayrısından olduğu halde ismi mef'ul, son harften bir önceki harfi fethalı olduğu halde, ismi fâil sigası üzeredir.

•Sülasi mücerred fiillerin SEMÂİ_ism-i mefulu, ( كَثِيرٌ  ) veznindedir. (Örnek: Nur Suresi, 26.) Bu vezin aynı zamanda sıfat-ı müşebbehenin ve masdarın da veznidir. Ayet-i Kerimenin mânasını tefekkür ederken mutlaka dikkate alınmalıdır. Yani “Bu vezinde gelen kelime, cümlede hangi görevi yapıyor ?” diye incelenmeli ve düşünülmelidir. Çünkü mübteda, hem zahiren (zahiri beş duyu ile algılanan) fâil görevini yapar, hem de batınen (manevi beş duyu ile algılanan) mef’ul görevini yapar.

•Diğer fiillerin ism-i mefulu, ( مُسْتَخْرَجٍ ) lafzında görüldüğü gibi; (a) evveline meftuh bir “mim” getirilir, (b) son harften önceki harf FETHA yapılır.

•Sülasi mücerred fiillerinden alınan KIYASİ_ ism-i mef’ulün sîgaları:

•Müfred - Müzekker - REF hâli : ( مُخْلوُقٌ ) gibi.
•Tesniye - Müzekker - REF hâli : ( مُخْلوُقَانِ  ) gibi.
•Cemî  - Müzekker -  REF hâli  : ( مُخْلوُقوُنَ  ) gibi.

•Müfred - Müennes - REF hâli : (مُخْلوُقَةٌ) gibi.
•Tesniye - Müennes - REF hâli :  (مُخْلوُقَتَانِ) gibi.
•Cemî  -  Müennes -  REF hâli : (مُخْلوُقَاتٌ) gibi.

•Müfred - Müzekker - NASB ve CER hâli : ( مُخْلوُقًا ) gibi.
•Tesniye - Müzekker - NASB ve CER hâli : ( مُخْلوُقَيْنِ ) gibi.
•Cemî - Müzekker - NASB ve CER hâli : ( مُخْلوُقِينَ ) gibi.

•Müfred - Müennes - NASB ve CER hâli : (مُخْلوُقَة) gibi.
•Tesniye - Müennes - NASB ve CER hâli : (مُخْلوُقَتَيْنِ) gibi.
•Cemî - Müennes - NASB ve CER hâli : (مُخْلوُقَاتٍ) gibi.

•Cemi Müzekker Mükesser vezinleri: ( مَكَاتِبٌ    مَكَاتِيبٌ )

•Üç harften fazla harfli fiillerinden alınan KIYASİ_ ism-i mef’ulün sîgaları:

•Üç harften fazla harfli fiillerden alınan ism-i mef'ul, o fiilin fiil-i muzarilerinin meçhullerinden alır. Örnek : ( يُقَاتَلُ )'nin muzaraat harfi atılır ve yerine ötreli bir "mim" getirilir. Elif Lâm'sız munsarif bir isim olduğu için de sonuncu harfin harekesinden sonra bir tenvin getirilir. Bu işlemden sonra, ism-i mef'ul sîgası ( مُقَاتَلٌ ) hâsıl olur.

•Müfred - Müzekker : ( مُقَاتَلٌ ) gibi.
•Tesniye - Müzekker : ( مُقَاتَلاَنِ )  gibi.
•Cemî - Müzekker Musahhah : ( مُقَاتَلوُنِ )  gibi.

•Müfred - Müennes : ( مُقَاتَلَةٌ )  gibi.
•Tesniye - Müennes : ( مُقَاتَلَتَانِ )  gibi.
•Cemî - Müennes Musahhah : ( مُقَاتَلاَتٌ )  gibi.

•Sülasi Mücerredden Alınan İsm-i Mef'ul Mânasındaki Semâî Sîgalar : Bu vezinler beş tanedir.

•Masdarlar, mecâzi olarak ism-i mef'ul mânasında kullanılabilir. Bu takdirde, böyle bir masdardan ism-i mef'ulün tesniye, cemî ve müennes mânası irade edilse bile, bu masdar müfred olarak zikredilir. Örnek :

•31/11 : ( هَذَا خَلْقُ اللَّهِ فَأَرُونِي مَاذَا خَلَقَ الَّذِينَ مِنْ دُونِهِ بَلِ الظَّالِمُونَ فِي ضَلَالٍ مُبِينٍ ) "İşte Alla'ın yarattığı bu - gösterin bana O'ndan başkaları ne yaratmış - hayır! o zâlimler açık bir sapıklık içindeler." Ayet-i Kerimesindeki ( خَلْقُ ) lafzı, ( خَلَقَ ) fiilinin masdarıdır. ( هَذَا خَلْقُ اللَّهِ  ) Kelâm ile de ( هَذَا مَخْلُوقُ اللَّهِ  ) "Şu, Allah'ın mahlûkudur." terkibinin mânası kastedilir.

•Birincisi (فَعِيلٌ) veznidir. (قَتِيلٌ) "öldürülmüş" gibi.
•İkincisi (فَعُولٌ) veznidir. (حَلُوبٌ) "sağılmış" gibi.
•Üçüncüsü (فِعْلٌ) veznidir. (ذِبْحٌ) "boğazlanmış" gibi.
•Dördüncüsü (فَعَلٌ) veznidir. (قَنَصٌ) "avlanan av" gibi.
•Beşincisi (فُعْلَةٌ) veznidir. (غُرْفَةٌ) "avuçla alınan su" gibi.


 facebook  linkedin  myspace  twitter